Bu yazı Jules Verne yazı ilan etmiş ama kendime başka kitaplar konusunda da ayrıcalık tanımıştım :) Şimdi o ayrıcalıklı kitaplardan ikisinden bahsetmek istiyorum.

incigibidislerİnci Gibi Dişler“, Zadie Smith’in ilk romanı. Kitabın arkasında yazdığına göre kitap daha bitmeden 80 sayfalık müsveddesini götürdüğü yayıncıdan 250.000 paund avans almayı başarmış. Londra’da yaşayan farklı milletlerden, dinlerden ve kuşaklardan kişilerin, göçmenlik, doğu-batı arasında kültürel farklılıklar, dönüşüm ve çatışmalarını sürükleyici bir dille anlatıyor. Tavsiye ederim.

Kitabı okurken, şu anda Londra’da yaşayan kuzenim, acaba bu kitapta anlatılanlar konsunda ne yorum yapar, diye geçti.  Kendisine buradan selam ederim :)

Kitaptan buraya aklımda kaldığı kadarıyla bir de özlü söz alayım :

“Bir erkek sarıldığı kadının yaşındadır!”

***

kitabiduvduvaniKitab-ı Duvduvani” ise Yusuf Hakan Erdem’in romanı. Bir süredir kitapçı raflarında elime alıp alıp bırakıyordum. Pişmanım. İlk seferinde alıp okumalıymışım. Kitaplar, yazarlar, yayın evleri, Osmanlı Tarihi üzerine harika bir “uydurukçuluk” örneği. Çeşitli göndermeler ile kendi kendini anlatan ve hatta kendi kendiyle eğlenen şahane bir kitap.

Kitabın dili Osmanlıca kelimeler ile ağırlaşıyor gibi gelse de ihtiyaç duyanlar için arkasında bir sözlük mevcut. Hatta bir kişi sözlüğü, yayın listesi ve 1. baskı için yorumlar kısmı da var. Kimler ne demiş kısmında kitaptan alıntılar olduğu kadar kitabın içeriğine çok uygun olarak ekşi sözlükten de alıntı var.

Bu arada ben de ekşiden bir yorum nakledeyim buraya :

“Bir kediden kaç bardak çay çıkar acaba?”

Cumartesi günü Türkiye’de bir ilk gerçekleşti : İnternet Sansürden Daraldı Sokağa Çıktı!

Sansürsüz İnternet

Bin kişi kadar Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na kadar yürüdük. Talebimiz ise internet sansürlerinin kaldırılması ve insanların kendilerini özgürce ifade edebilmelerinin engellenmemesiydi.

Basın açıklamasının tam metnini Sansürsüz İnternet sitesinden okuyabilirsiniz. Diğer paylaşımları ise tüm sosyal medya üzerinde bulabilirsiniz. Eğer “şimdi kim uğraşıp arayacak” diyorsanız,  buyrun FriendFeed‘e bir bakın…

Fotograf : Hasan Ümit Ezerçe

Sansüre Karşı Ortak Platform, bu Cumartesi saat 17:00′de İstiklal caddesinde bir yürüş ile İnternet Sansürlerini protesto ediyor olacak. Bence bu yazıyı okuyabilen herkesin, bu ve benzer yazıları okuyabilmeye devam edebilmesi için katılması gerek…

Yürüyüş hakkında detaylar için SansursuzInternet.org.tr ve SansureKarsiYuruyus.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

sansurekarsiyuruyus

Cumartesi Taksim’de görümek üzere…

Taşınma Halleri

30 May 2010 Etiket: Hayat

Bilenler bilir, kedi gibiyim, mekan değişikliklerinden ve taşınmaktan nefret ederim. Ama geçen sene uzun bir süre oturduğum Beşiktaş’tan Kurtuluş’a taşınmıştım. 4 katlı, bahçeli, müstakil ev ve ev arkadaşları çok cazip gelmişti. Ne yazık ki ekonomik nedenlerle ( ev kirası çok geldi :( ) bu evi dağıtıp kendi yollarımıza gitmeye karar verdik. Böylece ben de Beşiktaş’a geri taşındım. Her hangi bir aksilik olmazsa uzun süre buradan taşınmayı düşünmüyorum. Yeni eve yerleşme çabalarım ise devam ediyor. Umarım bu evde kitapları yerleştirmem bir sene sürmeyecek :) Unutmadan taşınmama yardım eden herkese teşekkür ederim.

Bu arada artık Maçka Parkı’na yakın olan yeni evimle birlikte daha sık parka gidebileceğimi düşünüyorum. Hatta bugün keyifli bir pazar kahvaltısıyla sezonu açmış bulunuyorum…

Son olarak geçtiğimiz yıl içerisinde başta Öksüz Biraderler olmak üzere hatayıma ve evimize neşe katan herkese burdan kocaman bir teşekkür ederim. İyi ki varsınız!

Jules Verne Yazı

14 May 2010 Etiket: Hayat, Okuma Evi, edebiyat, kitap

2010 yazını kendim için Jules Verne yazı ilan ediyorum. Tabii ki araya başka kitaplar karışacaktır ama bu yaz genel olarak Jules Verne romanları okuyacağım.

julesverne

Benim bilim-kurgu romanlara merakımı tetikleyen yazardır Jules Verne. Aradan geçen onca zamana karşın (1850′den bu yana ) yazmış oldukları, kurguladığı yolculuklar, aletler hala güncelliğini yitirmemiş olan bu bilim falcısının benim için çok önemli bir yeri vardır. Onun romanları ile dünyanın çevresinde, altında, üstünde, denizlerinde hatta Ay’ın çevresinde yolculuklar yaptım. Bu yolculukların bir kısmını önümde harita ile anlatılan mekanları bir bir bulup, aralarında ki mesafeleri ölçerek gerçekten yapılabilir olduklarını teyit edip, bir gün bende yapacağım diye düşleyerek gerçekleştirdim.

Bir süredir İthaki ve Tübitak Jules Verne romanlarını tam çeviriler ile yeniden yayınlamaya başlamışlardı ve ben biraz uzak duruyordum. Bunun nedeni ise, başladım mı hepsini okumadan bırakamayacağımı düşünmemdi. İşte o zaman gedi. 25 yıl sonra “Dünyanın Merkezine Seyehat”i yeniden okumaya başlayarak ve en az 25 yıl önce aldığım keyfi alarak Jules Verne yazına başladım.

Not: Bu yaza sponsor olan Kadir ve olacak olan diğer arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim

Not : Görsel bembi‘nin blogundan

Maçka Parkı’na Güzelleme

15 Mar 2010 Etiket: Gezi, Hayat

Kafamı boşaltmak, günlük sıkıntılardan kaçmak ve yenilenmek için genelde yürürüm. Yürürken düşünmemezlik edemezsin ama en azından ben daha sakin ve yavaş düşünürüm. Karar vermek zorunda hissetmediğimden olsa gerek bir süre sonra rahatlarım. Tabii ki görece zorlu bir parkurda bir dağa tırmanmaya çalışırken yürünen yolla bir kaç saatik bir şehir içi kaçamağı arasında kesinlikle fark var.

İstanbul içinde en sevdiğim yürüyüş parkuru sanırım Beşiktaş İstinye arasında sahil yolu. Arada Ortaköyün ya da Bebek’in kalabalığından hızla kaçmak şartıyla tabii. Fakat son bir yıldır en sık yürüdüğüm yer ise Maçka Parkı. Biraz işimle ev arasında kalmasının etkisi yok değil. Ama bugünerde özellikle sıkça gitmemin nedeni İstanbul’un en bir göbeği sayılabilecek yerde sadece köpek gezdirenlerin, çokcuklarını yürüyüşe çıkarmış bir kaç çiftin ve liseli aşıkların olması, onlarında sayıca çok az olması galiba.

Sakince yürüyüp bir banka oturup kuşları dinlemek, ortalarda koşuşturan köpekleri seyretmek, kıyı köşeye oturmuş aşıkları rahatsız etmeden tembel tembel oturmak, bişeyler okumak beki de yazmak, sanırım sadece bana değil bir çok kişiye iyi gelecektir.

Peki niye bunlardan bahsediyorum? Çünkü geçenlerde bu parkın da yakında yerinde yeller esecekmiş gibi geldi. Parkın karşı yamacında, bir zamanlar bu parkın parçası olan alanda, sürekli bir şeyler yapılıyor. Evlendirme dairesi, araba tamir atölyesi, tüneller açılıyor. Yavaş yavaş park olmaktan çıktı ve yakında yamacın bu tarafınında kimsenin kullanmadığı, çok değeri bir arazinin boşa harcandığını düşünecek bazı büyükler müthiş kentsel dönüşüm projeleri ile gelecekler galiba.

Yani sizlere tavsiyem henüz park orada dururken faydalanmaya bakın. Yürüyün, koşun, çimenlere yayılın, parkın keyfini çıkarın. Ben öyle yapıyorum…

Sadakat

8 Şub 2010 Etiket: Hayat, Okuma Evi, edebiyat, kitap

sadakat20′li yaşlarımın başındaydım. Hayatı, kadınları, aşkı ve kendimi anlamaya çalışıyordum. Bir mühendis kafası ve saflığıyla bütün bunların kitaplarda açık açık yazıldığını ve okuyarak öğrenilebileceğini sanıyordum. Kız arkadaşım beni terk etmişti, nedenini anlayamıyordum. Bunun için kendimi kitaplara vurdum. Nedense, erkek olduğum için erkek bakış açısının ne olduğunu bildiğimi düşünüyor, diğer bakış açısını kavramak için de bulduğum bütün kadın yazarları okuyordum. Böyle bir dönemde tanıştım İnci Aral ve Ölü Erkek Kuşlar’la. Beni tüm o dağılmam içerisinde kurtaran kitaptı. Hayır kadınlar hakkındaki tüm sırları vermedi. Sadece aşkın mantıkla anlaşılacak bir şey olmadığını, sevmek ve sevilmek için anlamanın hatta anlaşmanın gerekmediğini sanırım ilk o kitapta sezinledim.

Dün gece İnci Aral’ın beni en az Ölü Erkek Kuşlar kadar etkileyen bir romanını daha okudum : Sadakat.

Roman kahramanlarından Ferda’ya, belki fiziki özellikleri, o mühendis kafası, hayat karşısındaki tutarsız duruşu, aşkı başka duygularla karıştırması, belki de sadece aynı zaman aralığında yaşayan erkek kahraman olması nedeniyle, kendimi bir şekilde yakın hissetim. Fakat beni asıl etkileyen Azra’nın inatla hatta takıntıyla düşlerine sahip çıkma çabasıydı sanırım.

Kitap kurgusu, romandan öte şiire yaklaşmış anlatımı ile daha ilk sayfada beni yakaladı :

“Kimse şeytanlarla boğuştuğumu bilmiyor. Adalet gibi kaskatıyım, ruhumu gizliyorum”.

Kitabı oluşturan aşk, ihanet ve sadakat hakkındaki hikayeye çok değinmeyeceğim. Aslında aklımda hala bir dolu şey dolanıyor. Fikirler arasında gidip geliyorum. Dolayısı ile beylik laflar ve genellemelerle okuma zevkinizi bozmak istemiyorum. Belki başka bir zamanda başka bir yazıda daha fazla bahsederim…

Ha bu arada, 20′li yaşlarımdan buyana geçen zamanda kitaplardan hayat dersi çıkarılmayacağını öğrenmiş bulunuyorum. Sonuçta herkes kendi biricik hayatını yaşıyor!

Rakı’ya Güzelleme

31 Oca 2010 Etiket: Bloglar, Hayat

Dün gece keyifsiz ve biraz da huzursuzken, kendimi sokaklara atıp biraya vurmak geçmişken içimden, Öksüz Biraderler ile rakı sofrasına oturduk. Hem gittim hem kaldım. Sohbetin içinde çocukluk da vardı, ihtiyarlıkta. Huzursukluk gitti yerine hüzün geldi. Keyifsizlik yerine sohbet geldi. Hoş geldi.

Neyse burdan yola çıkıp rakıya bir güzelleme yapayım dedim. Rakı’yı bir çok içkiye tercih ederim. Ama benim için bazı şartların oluşması gerekir yoksa olmaz içemem. Rakı masa içkisidir. Uzun sohbetlerin içkisidir. Öyle ayak üstü barda, yolda, oynarken vesaire içilmez. Masada da olmazsa olmaz ise sohbettir. Evet mezesiz olmaz ama o meze bir parça peynir, biraz yoğurt olsa yeterli olabilir. ( Bir tersi durum balık için geçerli. Balığı rakının hatrına yerim. ) Kısaca bir merasim, ritüel işidir.

Rakı’nın içilişinde ise her yiğidin kendi tarzı vardır derim ve kimseye karışmam. Normalde hiç soda içmem ama rakıyı sodayla içerim. Genelde yanında içilen şalgam ve benzerlerine ise hiç yüz vermem.

Ölçü konusu ise en önemlisidir der şu 20lik şişeleri icat eden arkadaşları yürekten kutlarım. Sağlığınıza…

Maçka Yürüyüşü

28 Oca 2010 Etiket: Gezi, Hayat

macka1Geçtiğimiz haftalarda kış bize gelmiyor o zaman biz ona gidelim diyip gittiğimiz gezilerde sadece kar kokusu alıp gelmiştik. Bu sefer kar bize geldi. Ne yapalım? Yürüyelim tabii ki. Bunun içinde biçilmiş kaftan Maçka Parkı.

Aslında Maçka Parkı son bir yıldır pek sevdiğim bir yürüyüş parkuru haline geldi benim için. Ev-iş arasında zaman zaman kaytarıp kafa dinlediğim bir yer oldu. Bir şekilde şehrin bu kadar içinde olup bu kadar gürültü ve kargaşadan uzak bir yer pek fazla değildir sanırım. Sırf bu nedenle pek duyurup insanları haberdar etmek istemiyordum ama oldu bir kere…

Artık Sun yok!

28 Oca 2010 Etiket: Duyuru, FOSS, Gezegen, java

iPsunoraclead haberleri arasında kaybolup gidiyor ama Oracle uzun süren Sun’ı satın alma işlemini bitirdi. Artık www.sun.com adresine girdiğinizde sizi doğrudan Oracle sitesine yönlendiriyor.

Beni en çok ilgilendiren konular ise Sun’ın özgür yazılım projelerine devam edilip edilmeyeceği konularında ise şimdilik olumlu haberler geliyor. Bütün bu projeler içerisinde devam edilmeyeceği açıklanan tek proje şimdilik Kenai.

Umarım hepimiz için mutlu son olur…

Ek: Kültür Mantarı‘nın yönlendirmesi ile James Gosling’in bu konu ile ilgili blogunu gördüm ve ordaki görselin de burada saklanmasının iyi olacağını düşünüp buraya kopyaladım…

sunrip

Blog Hakkında

Bu sayfalarda, bilgisayar, özgür yazılım, anime, bilim kurgu, şiir, robotlar, oyuncaklar, geziler ve bir biriyle alakasız daha bir çok şeyden bahsedeceğim. Bunların önemli bir kısmında verdiğim bilgileri benim uydurmalarım ya da yanılgılarım olarak kabul etmenizi ve genel olarak internetten her okuduğunuza inanmamanızı tavsiye ederim.


RSS OkumaEvi

  • OkumaEvi'ne Hoş Geldiniz! 09 Kasım 2009
    OkumaEvi projesi artık hayatına başlıyor! Projenin ilk adımı bundan yıllar evvel birkaç kişinin gündüz düşü olarak atıldı. Ardından alan adlarının alınması ve uzun süren bir sessizlik... Geçtiğimiz ay ortaya çıkan bir fırsatla birlikte projeye hiç ummadığımız bir noktadan "radyodan" başladık :) Aslı ve Hakan art […]
    Hakan Uygun

RSS Özgür Yazılım.com

  • Microsoft ve Linux
    Microsoft, bugün 20.000 satır kodu “açık kaynak” olarak yayınladığını duyurdu. Bunda ne var ki diyebilirsiniz Microsoft daha öncede çeşitli kodlarını açık kaynak lisansları ile yayınlamıştı.  Fakat bu sefer yayınlanan kodlar iki nedenle önemli. Birincisi kodlar GPLv2 ile yayınlandılar. Yani sadece açık kaynak kodlu de […]
    Hakan Uygun
  • Linux Kullanıcıları Derneği Genel Kurulu
    Linux Kullanıcıları Derneği’nin artık her yıl  gerçekleştirilecek olan olağan genel kurulu, 20 Haziran 2009 tarihinde Ankara’da Türk Hukuk Kurumu’nda gerçekleştirilecek. İlgili yazılar:Linux ve özgür yazılımın 18 yılı (2000-2001) Linux ve özgür yazılımın 18 yılı yazı dizisine dördüncü yazı... İlgili ya […]
    Hakan Uygun
  • TBD Bilişim Kongresi’nde özgür yazılım paneli
    31 Mayıs Pazar günü, Türkiye Bilişim Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği Bilişim Kongresi’nde, özgür yazılımı tartışıyor olacağız. Gerçekleştirilecek panelde, kendi işlerine sahip firma temsilcileri ve akademisyenler özgür yazılım iş modelleri üzerine bilinmeyen ve merak edilenleri konuşacak. Özellikle kurumlar […]
    Görkem Çetin
  • Özgür Yazılım Öğrencilere Ne Katar?
    Üniversitelerin bilgisayar bilimleri ile ilgili bölümlerinde okuyan ya da kariyerini bu alanda yapmak isteyen öğrenciler için özgür yazılımın diğer tüm özelliklerinin dışında çok önemli bir parçası bulunuyor : tecrübe! Üniversiteden mezun olup iş hayatına atılmak istendiğinde hepimizin karşısına aynı çelişki çıkıyor, iş y […]
    Hakan Uygun
  • Değişen Koşullar
    Ortaya başarılı bir “şey” çıkarmak, bu durumu sürdürülebilir kılarak alanında hatırı sayılır bir başarı yakalamak zor iş. Bir fikri bulmak, geliştirmek ve bunu gerçekleştirmek yetmiyor. Bunların yanında bir “strateji” geliştirmeniz gerekiyor. Değişen koşullara adapte olabilecek bir yapınızın / işleyişinizin olması ger […]
    Erhan Ekici