Detaylar

Fark ettim ki bir süredir hayatımda olup biten küçük detaylar ve hikayeleri kimselere anlatamıyorum. Birikip duruyorlar. İlla birilerine anlatmak gerekir mi onu da bilmiyorum. Bu arada sanılmasın ki bu detaylar öyle mühim şeyler.

Zaten sorunda burada. Bu küçük şeyler, dertler, sevinçler, anlar aslında bizi, ruh halimizi belirleyen şeyler değil mi? Bunları birine anlatsan da anlatmadan da böyle. Fakat sanki birilerine anlatınca üzeriden bir yük kalkıyor. Bu anlattığın kişiye kendi o küçük yükünü yüklemek gibi değil de daha çok senden çıkması şeklinde bir şey. Dedim ya bu küçük şeyler aslında başına gelen kişi dışında kimseyi ilgilendirmiyor. Dolayısı ile de anlatmak ya da anlatmamak, dinleyenden çok anlatan kişiyi bağlıyor.

Örnek vereyim; motor botumun fermuarının tutacağı kırıldı. Bir süre ayakkabı tamircisine götürüp fermuar değiştireyim diye düşündüm ve bu süre boyunca da motora başka bir bot kullanarak bindim. Fakat bir yandan da sırf fermuar tutacağı nedeniyle bota daha fazla zarar verip vermeyeceğim konusunda düşünüp duruyordum. en sonunda geçen gün tutacaktan kalan herşeyi koparıp yerine bakır telden kendim bir tutamaç yaptım. Hiç de fena olmadı. Fermuar çalışıyor ve bota da hiç bir zarar gelmedi.

Şimdi yukardaki hikayenin ana fikri yok. Benden başka kimseyi ( belki tamir için para alacak olan ayakkabı tamircisi hariç :) ) ilgilendirmiyor. Fakat bir yandan bu kadar basit bir fikir ve emekle botumu yeniden kullanabiliyor olmanın gururunu hem de bu kadar basit bir fikir ve emek için iki haftadır botu kullanmıyor olmanın salaklık hissini bir arada yaşıyorum. Hayatımdaki bir dolu daha önemli dert, sorun ya da sevinç olsa bile kendi başına bu duyumsama benim bir günümü yaşanır, yaşandığı anlaşılır kıldı.

Peki bu kadar sözün sonunda geldiğim yer? Eğer bu hikayeler anlatılanı değil de anlatanı rahatlatıyorsa blog yazıları olarak anlatıp kurtulmak iyi bir yol mudur? Yoksa olası okuru daraltmanın bir başka yolu mudur?