Maçka Parkı’na Güzelleme

Kafamı boşaltmak, günlük sıkıntılardan kaçmak ve yenilenmek için genelde yürürüm. Yürürken düşünmemezlik edemezsin ama en azından ben daha sakin ve yavaş düşünürüm. Karar vermek zorunda hissetmediğimden olsa gerek bir süre sonra rahatlarım. Tabii ki görece zorlu bir parkurda bir dağa tırmanmaya çalışırken yürünen yolla bir kaç saatik bir şehir içi kaçamağı arasında kesinlikle fark var.

İstanbul içinde en sevdiğim yürüyüş parkuru sanırım Beşiktaş İstinye arasında sahil yolu. Arada Ortaköyün ya da Bebek’in kalabalığından hızla kaçmak şartıyla tabii. Fakat son bir yıldır en sık yürüdüğüm yer ise Maçka Parkı. Biraz işimle ev arasında kalmasının etkisi yok değil. Ama bugünerde özellikle sıkça gitmemin nedeni İstanbul’un en bir göbeği sayılabilecek yerde sadece köpek gezdirenlerin, çokcuklarını yürüyüşe çıkarmış bir kaç çiftin ve liseli aşıkların olması, onlarında sayıca çok az olması galiba.

Sakince yürüyüp bir banka oturup kuşları dinlemek, ortalarda koşuşturan köpekleri seyretmek, kıyı köşeye oturmuş aşıkları rahatsız etmeden tembel tembel oturmak, bişeyler okumak beki de yazmak, sanırım sadece bana değil bir çok kişiye iyi gelecektir.

Peki niye bunlardan bahsediyorum? Çünkü geçenlerde bu parkın da yakında yerinde yeller esecekmiş gibi geldi. Parkın karşı yamacında, bir zamanlar bu parkın parçası olan alanda, sürekli bir şeyler yapılıyor. Evlendirme dairesi, araba tamir atölyesi, tüneller açılıyor. Yavaş yavaş park olmaktan çıktı ve yakında yamacın bu tarafınında kimsenin kullanmadığı, çok değeri bir arazinin boşa harcandığını düşünecek bazı büyükler müthiş kentsel dönüşüm projeleri ile gelecekler galiba.

Yani sizlere tavsiyem henüz park orada dururken faydalanmaya bakın. Yürüyün, koşun, çimenlere yayılın, parkın keyfini çıkarın. Ben öyle yapıyorum…