Temsili Demokrasi Kimi Temsil Ediyor?

Demokrasi, “tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.” olarak tanımlanmış vikipedi’de. Temsili demokrasi ise “demokratik ülkelerde milletin egemenlik hakkını doğrudan değil de, seçtiği temsilciler aracılığıyla kullandığı bir demokrasi uygulamasıdır. Genellikle nüfusu kalabalık ülkelerde uygulanır.” şeklinde.[1][2]

Peki gerçekten Türkiye’de ki mevcut seçim sistemi ile egemenlik hakkımızı seçtiğimiz temsilciler aracılıyla kullanabiliyor muyuz? Gerçekten temsilcimizi, sandığa gidip oy kullanarak seçebiliyor muyuz? Türkiye’nin politikalarını şekillendirmede eşit haklara mı sahibiz?

2011_Türkiye_genel_seçim_sonuçlari

2011 Genel Seçimlerinin TUİK tarafından yayınlanmış bilgilere bakarsak 75 Milyon nüfusa sahip Türkiye’de 52 Milyon kişi oy kullanma hakkına sahip. Bu seçimlerde sadece 43 milyon kişi oy kullanmış. 1 Milyonu geçersiz, 2 Milyonu’da baraj altında kalmış.  Toplamda mecliste temsil edilmeyen oy 13 Milyon civarı, ki 135 Millet Vekili olan ana muhalefet partisi CHP sadece 11 Milyon oy almış.[3][4]

Bir parantez açıp şunu da belirtmekte fayda var %50’yi temsil ettiğini söyleyen AKP aldığı oylarla ( 52 Milyonda 21 Milyon ) sadece %40, genel nufüsa oranla %30 civarında bir temsil hakkına sahiptir. fakat meclisin %60’nı ( 550 sandalyeden 327’si ) oluşturmaktadır.

Peki seçilen vekiller nasıl seçildiler? Oy verenler evet bu kişi beni temsil eder diye mi oy verdi? Bağımsız adaylar dışında ne yazık ki bu durum geçerli değil. Parti yönetimleri bir aday listesi belirlemekte ve biz o partiye oy vermekteyiz. Dolayısı ile vekiller aslında bizi değil onları aday gösteren parti liderini temsil etmiş olmuyorlar mı? Seçilen millet vekilleri kendilerine oy verenleri mi temsil ediyorlar? Üyesi oldukları partinin tabanını, üyelerini mi temsil ediyorlar? O partinin liderini mi temsil ediyorlar?

Örneğin 2011genel seçimlerinde AKP içinde adayların belirlenme biçmi şu şekilde :

Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında kurulacak üst komisyon 4 genel başkan yardımcısı, üç grupbaşkanvekili, kadın kollarından ve gençlik kollarından sorumlu genel başkan yardımcılarından oluşacak. AKP’de kurulan ara komisyonlar çalışmalarını tamamladı.

Ara komisyonlarının bitirdiği milletvekili aday adayları listesini üst komisyon şekillendirirken, Erdoğan ise listeye son şeklini verecek. ( Yeşil Gazate  )

Örneğin AKP 3. Bölge İstanbul Millet Vekili Hakan Şükür. Oy verenler kendilerini mecliste hakkıyla temsil ettiğini düşünüyorlar mı? Eğer gerçekten seçme şansları olsaydı Hakan Şükür’ü temsilci olarak seçerler miydi? Mecliste varlığı neredeyse yok gibi. Yaptığı en önemli basın açıklaması “Ben bilmem büyüklerim bilir”[5] ( ama oy verenler senin onlar adına bilmen ve onları temsil etmen için oy vermişlerdi  ). Keza meclis çalışmaları da sadece iki yasa önerisine imza vermek seviyesinde. Sadece iki kez mecliste kürsüye çıkmış durumda birinde danışmanını savunmak diğerinde ise Ankara Gücüne yardım isteğini desteklemek için[6].

Meclis çalışmaları da aynı temsiliyet anlayışı çerçevesinde otomatiğe bağlanmış durumda. Bunun en bariz örneği Temmuz ayında yaşandı, kendi verdikleri öneriye olumlu oy veren CHP millet vekillerini gören AKP’li vekillerinin oylarıyla, AKP önerisi rededildi. Bir benzeri de 2008’de yaşanmıştı.[7]

kabuledilmedi

23. Dönem’de TBMM’de CHP, MHP ve BDP’nin verdiği hiçbir öneri kabul edilmedi. Örneğin, BDP’nin kadın ve çocukların cinsel suçlara karşı korunmasına ilişkin 25 Haziran 2013 tarihinde vermek istediği araştırma önerisi AKP tarafından görüşülmeden reddedildi. Ama 1 Ağustos 2013’te “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ koordinasyonunda Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile AB Bakanlığı tarafından cinsel suçlara ilişkin yeni bir düzenleme hazırlandı.”[8]. Bu konuda ilginç örnekleri kabuledilmedi.tumblr.com adresinde bulabilirsiniz.

Hadi diyelim ki o vekiller aday olduğu partinin tüzük ve polikatalarını temsil ediyorlar ve bizde bunları kabul ettiğimiz için oy verdik. Ya bu vekiller istifa edince ve hatta vekil olduğu partiye taban tabana zıt görüşleri savunan bir partiye geçince ne oluyor? Örneğin 22. Dönem ( 2007-2011 ) mecliste 35 millet vekili 44 parti değiştirmiş.[9]

Seçimden sonra sadece vekillerin temsiliyle her şeyin yürüyeceğini ve demokrasinin bundan ibaret oldunu düşünmek abesle iştiğal değil mi? Sivil toplum kuruluşları, mecliste sandalyesi olmayan partiler ve hatta bunların hiç birine dahil olamayan ( 18 yaşından küçük olduğu için ) gençlerin ülke polikaları ve gelecekleri üzerinde söz söylemeye hakkı yok mudur? Şu anki temsiliyet durumuyla böyle bir meclisin “toplumun ortak mutabakatı” olan bir anayasa hazırlayabilir mi? Yukarıdaki tabloya bakarak demokrasimize kaç puan verirsiniz?

Çözüm için ilk adımlar olarak; mecut seçim sisteminin değiştirilmesi, barajın kaldırılması, siyasi partilerin aday belirleme süreçlerinin düzenlenmesi, bu temsiliyet problemini önemli oranda çözecektir diye düşünüyorum. Bunların nasıl olacağına dair süper şahane fikirlerim ya da sihirli formuüllerim ne yazık ki yok. Naçizane fikirlerimi de bir sonraki yazıya derlemeye çalışırım bu arada sizlerin çözüm önerilerinizi de duymak isterim…

Not: Benzer bir içerikle altına kesinlikle imzamı atacağım bir başka yazıyı da buradan okuyabilirsiniz : Hayatımıza dair acı gerçek: Steve Jobs nasıl inşaat sektörüne girdi, Apple neden çimento fabrikası açtı?