Trakya Gezisi

Hafta sonu Trakya gezisini bir beden büyüterek gerçekleştirdik. Bir günümüz daha olsaydı tam süper olacak olan gezimiz aşağıdaki haritada da görüleceği üzere Çatalca, Saray, Vize, Demirköy, Dupsina Mağarası, Üsküp, Kırklareli, Edirne, İstanbul hattında gerçekleşti. Yeşil gidiş hattımızı fuşya’da dönüş hattımızı göstermektedir.

Cumartesi sabah saat 8:00 sularında çıktığımız yolculuğumuz 620 KM ardından pazar akşamı 18:30 gibi sonlandı.

Yola çıkmadan önce tam olarak nereye nasıl gideceğimize karar vermemiştik. Aklımızda Dupsina Mağrasına ve İğne Adaya doğru gitmek vardı ama birazda durumu bakarak karar verecektik. Kırklareli civarında konaklamayı düşünüyorduk. Kendimizi garantiye almak için çadırı da yüklendik ama mümkünse bir otel ya da pansiyonda kalmak niyetindeydik.

Saray, Vize yolu gene büyük bir keyifle geçti. Motor kullanmak için ( düşük cc’li motor :) ) şahane bir yol. Vizeden sonra Demirköy’e saptık. Çok keyifli olabilecek bir yola mıcır döktükleri için bayağı bir zorlandık. Halbuki, orman içinde geniş hafif virajlı şahane bir yoldu. İgne Adaya gitmekten vaz geçtik ama benzin durumumuz pek parlak olmadığından Demirköy’e kadar gittik.

Demirköy’den Dupsina Mağarası’na gitmek üzere tabelaları takip ederek 30 KM sonra mağaraya vardık. Mağara hakkında okuduğumuz kadarıyla Trakya’nın 2. en uzun mağarasıymış. Bende bugüne kadar gezdiğim en büyük mağara hissini uyandırdı ama öznel bir durum sanırım :)

Ardından daha önce hakkında okumuş olduğumuz gözlemeciyi arayıp bulduk. Tamam çok aramadık :). Gözleme, ayran, çay ve tekrardan yol.

Saat 5 gibi Kırklareli’ne vardık. Yol pek bir keyifliydi ama yorulmuşuz da… Şehir içinde ben çevreye bakınıp kime sorsam derken bir servis otobüsü şöförü benim şaşkın halimi görüp imdadıma yetişti. Bize tavsiye ettiği oteli bulduk ve yerleştik. Ardından kopan telsiz mikrofonunu tamir ettirebilme umuduyla çarşıya gittik. Neredeyse Kırklareli’nin tüm elektronikçilerini dolaştık ama kabloyu tamir ettirmek mümkün olmadı.

Ertesi gün sabah erkenden yola çıkıp Edirne’ye gittik. Bir saat civarında süren yolculuğumuzun ardından arkadaşlarla buluşup, günün ikinci kahvaltısına Avcı Köşkünde başladık. Geri dönüş zamanı gelmişti.

Geldiğimiz yoldan mı yoksa TEM’den mi diye düşünürken daha kısa sürede döneceğimiz için TEM yolunu seçtik. 10 küsür saatte vardığımız Edirne’den, geriye TEM üzerinden geldiğimiz için 3.5 saate döndük. Dönüş yolundan aldığımız keyif harcadığımız saatle doğru orantılı. Edirne İstanbul arasında TEM otoyolunda 150 cc’lik bir motor ile yolculuk hiçte keyifli olmuyor. Bir müddet sonra sıkılıp, yorulmaya başlıyorsunuz…

Şimdi sırada Saroz Körfezi, Gelibolu ve Gökçeada var.